Küresel istikrarsızlığa yanıt: Küresel direniş

Trump’ın ABD başkanlığına seçilmesi otoriter bir dalganın tüm dünya tarafından panikle fark edilmesine neden oldu. ABD’de, Avrupa’da, dünyanın bir dizi ülkesinde ve Türkiye’de bir yandan otoriter ama aynı zamanda ırkçı, milliyetçi eğilimler güçleniyor. Bu eğilim, 2008 yılında yaşadığı derin ekonomik bunalımı aşamayan küresel kapitalizmin silahlarından birisi. Kriz kapitalizmin ürünü, krize emekçilerden yana bir alternatif sunulmadığı için otoriter siyasal eğilimler, krizin yarattığı kırgınlık ve öfkeyi kullanarak, bu öfkeyi krizin sorumlularına değil esas olarak mağdurlarına karşı yönlendirerek kitlesel tabanlarını geliştiriyor.

Sadece 2008 krizinin etkilerini yaşamıyoruz. Kküresel kapitalizmin yapısal krizine 1980’lerde bir yanıt olması için üretilen neoliberal konsensus sona erdi. Bu bildiğimiz dünyanın sona erdiğini gösteren bir gelişme. Şimdi sadece otoriter eğilimlerin değil, müthiş bir istikrarsızlığın ve belirsizliğin hüküm sürdüğü yeni bir döneme girdik.

Bu dönemde bir yanda savaşlar, savaşı destekleyenler, işgaller, ırkçılık, gömen düşmanlığı, kadın düşmanlığı, milliyetçilik, zengin fakir arasındaki eşitsizliğin şiddetlenerek büyümesi bir eğilim olarak sürüyor.

Ama öte yandan tüm bu eşitsizlik ve adaletsizliğe, ırkçılık ve göçmen düşmanlığına, zenginlerin sözcülüğünü yapan otoriter eğilimlere karşı küresel bir hareket de şekilleniyor. ABD’de Trump’a karşı başlayan hareket milyonlarca insanı kapsadı.

Bu hareket, belirsizliklerle dolu dünyada son sözü kimin söyleyeceğini de kesinleştirecek.

Türkiye’de ise göz altılar, tutuklamalar, ihraçlar, işten atmalarla dolu bir dönemden geçiyoruz. Önce Kürt sorununda çözüm süreci sona erdirildi, ardından 15 Temmuz askeri darbe girişimi geldi. Darbe esas olarak sokaklara çıkan halk kitleleri tarafından püskürtüldü. Fakat AKP liderliği bu süreci barış, diyalog ve demokrasi yönünde yeni bir açılım için bir fırsat olarak değerlendirmektense yerli-milli bir başkanlık sürecinin başlangıcına dönüştürmek istedi.  OHAL, darbecilere karşı ilan edilse de darbe girişimiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan, darbeye karşı net bir tutum alan insanları, gazetecileri, sendikacıları, akademisyenleri, tv kanallarını, gazeteleri baskı altına almanın, kapatmanın, yasaklamanın aracına dönüştürüldü. Mecliste üçüncü büyük partinin, HDP’nin eşbaşkanları dahil çok sayıda milletvekili tutuklandı. Öte yandan Türkiye aylardır Fırat Kalkanı adıyla sürdürülen bir operasyonla Suriye topraklarında savaşıyor.

Dünyada Trump’la birlikte istikrarsızlık artar, emperyalist ülkeler arasında gerginlik tırmanırken, Türkiye’de gergin bir referandum süreci yaşanıyor. İşte Marksizm 2017 dünyada ve Türkiye’de yaşanan sorunları ve bu sorunlara verilecek yanıtları hep birlikte tartışacağımız bir platform olacak.

Trumplı dünyanın belirsizliğinden 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşananlara, OHAL sürecinden Suriye’de iç savaş ve gelişmelere, OHAL koşullarında direniş dinamiklerinden, referandum sonrasında bizleri hangi siyasi koşulların beklediğine, 100. yılında Ekim devriminin öneminden kadın hareketinin stratejisine, Kürt sorununda yeniden çözüm imkanlarından adalet arayışının her koşulda araladığı özgürlük kapısına, iklim değişimine karşı direnişlerden, işçi direnişlerinden  Marx’ın dev eseri Kapital’in yazılmasının 150. yılında sahip olduğu güncelliğe kadar sayısız başlığı hep birlikte tartışacağız.

Gelin Marksizm 2017’de hep birlikte tartışalım, hep birlikte örgütlenelim.